Faydalı masaj salonu ilan siteleri hemen aradığın bilgileri bulabilirsiniz.
Ankara masaj Ankara masaj Evde masaj Ankara masaj Masaj salonu

Annesi ile Kız Kardeşini Rehin Aldı, Polisi Görünce Teslim Oldu

Adana’da madde bağımlısı 21 yaşındaki Emre E., uyuşturucu parası yüzünden tartıştığı annesi 44 yaşındaki Hülya E. ile 16 yaşındaki kız kardeşi Merve’yi kurusıkı tabancayla rehin aldı.

Adana’da madde bağımlısı 21 yaşındaki Emre E., uyuşturucu parası yüzünden tartıştığı annesi 44 yaşındaki Hülya E. ile 16 yaşındaki kız kardeşi Merve’yi kurusıkı tabancayla rehin aldı. İhbar üzerine eve gelen polisin operasyon hazırlığını gören Emre E. teslim oldu.

Merkez Seyhan İlçesi’nin Dumlupınar Mahallesi’nde oturan Emre E. iddiaya göre, uyuşturucu krizine girdi. Uyuşturucu almak için para isteyen Emre E. ile annesi Hülya E. arasında tartışma çıktı. Annesi parasının olmadığını söyleyince Emre E., evde sakladığı kurusıkı tabancayı alıp, ailesinin üzerine yürüdü. Emre E., kız kardeşi Merve ile annesini odaya kapatıp, “Sizi öldüreceğim” diye bağırmaya başladı. Anne ile kızının çığlıklarını duyanların ihbarıyla eve gelen polis ekipleri, çelik yeleklerini giyip, uzun namlulu silahlarla operasyon için hazırlık yaptı. Polisin ‘teslim ol’ çağrısı üzerine operasyon yapılacağını anlayan uyuşturucu bağımlısı Emre E. silahla birlikte teslim oldu.

Kelepçelenerek ekip aracına bindirilen oğlundan şikayetçi olan anne “Çatıda uyuşturucu saklıyor” dedi. Çatıda yapılan aramada ise az miktarda esrar bulundu. Olayla ilgili soruşturma sürdürülüyor. – Adana

Adana Sokaklarında Tehlikeli Yolculuk

Adana’da motosiklet ile bisiklet sürücülerinin yanlarındaki çocukların canlarını hiçe sayarak yolculuk yapması, görenleri şaşırttı.

Adana’da motosiklet ile bisiklet sürücülerinin yanlarındaki çocukların canlarını hiçe sayarak yolculuk yapması, görenleri şaşırttı.

Merkez Seyhan İlçesi’nin Şehit Mehmet Özler Caddesi’nde kask takan sürücünün arkasındaki kadının hiçbir güvenlik önlemi almamasına karşın sol koluyla arkadaki meyve sepetine oturtulan 2 yaşlarındaki çocuğu başını koltukaltına sıkıştırarak korumaya çalışması dikkat çekti.

Aynı caddede fotoğraf karesine yansıyan diğer görüntüde de yaşlı bir adamın bisiklette ayakta duran çocukla yolculuk yaparak kazaya davetiye çıkartması da tepkiye neden oldu. – Adana

Tahir Elçi’nin Öldürülmesi İçişleri Bakanı Ala’ya Soruldu

HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş, İçişleri Bakanı Efkan Ala tarafından yazılı olarak cevaplandırılması istemiyle Meclis Başkanlığı’na soru önergesi verdi.

HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş, İçişleri Bakanı Efkan Ala tarafından yazılı olarak cevaplandırılması istemiyle Meclis Başkanlığı’na soru önergesi verdi. Diyarbakır Baro Başkanı merhum Tahir Elçi’nin 28 Kasım 2015 günü sabah saatlerinde yapmış olduğu bir basın açıklamasının ardından katledildiğini dile getiren Beştaş, Tahir Elçi’nin açıklamasını bitirdiği sırada ara sokağın yüz metre kadar ileride caddeye açıldığı yerden silah sesleri gelmeye başladığını hatırlattı.

Basın açıklaması esnasında güvenliği sağlamakla görevli polis memurlarının ise bilinmeyen bir yöne ateş açmaya başladığını savunan Beştaş, şöyle devam etti: “Kameraların Tahir Elçi’yi gösterdiği görüntülerde Tahir Elçi’nin etrafta neler olduğunu anlamaya çalışan bakışları ve yanında hiçbir güvenlik önlemi almayan polis memurları görülmektedir. Hayatın olağan akışı gereği polis memurlarının böylesi durumlarda koruma refleksi ile hareket etmesi gerekirken memurların adeta hedef şaşırtırcasına silahlarına davrandıkları gözlemlenmektedir. Bu sırada kamera görüntülerine bir karaltının Tahir Elçi’nin olduğu yöne koştuğu ve şarjörlerini temizleyen polislerin o kişiye doğru ateş ettikleri yansımıştır. Görüntülerde üzerinde kahverengi giysi bulunan sivil polisin Tahir Elçi’nin olduğu yöne doğru ateş ettikten sonra kameraların kendisini çekip çekmediğini kontrol eder bir edayla baktığı ve ardından silahının şarjörünü değiştirmeye davrandığı sırada yanında duran diğer sivil polisin ‘dur, sakin ol’ der gibi bir el işareti yaptığı ve hatta eline dokunduğu da açıkça yer alan hususlardır. Silah seslerinin dinmesinin ardından bir kişinin yerde kaldığı görülmüştür. Görgü tanıklarından bir kişi ‘….aralarında açık renk ceket giyen bir tek Tahir Elçi vardı…’ diyor ki gerçekten de yerde yığılı kalan kişinin Tahir Elçi olduğu bir müddet sonra açığa çıkıyor. Nitekim Tahir Elçi hakkında düzenlenen otopsi raporunda da; ‘Ateşli silah çekirdeği giriş yarasının incelenmesine göre atış mesafesinin uzak atış mesafesinden yapılmış olduğu, ……ölümü üzerine etkili harici ateşli silah yaralanması dışında başka bir bulguya rastlanmadığı…’ ifade edilmiştir. Ancak olayın ardından Diyarbakır’da çatışma çıktığı Tahir Elçi’nin de bu çatışma sırasında öldüğü dillendirilmiş hatta bir polis memurunun şehit olduğu haberi derhal duyurulmuş, Elçi’nin ölümü ise bu çatışmanın neticesi gibi gösterilerek önem atfedilmemiştir. Fakat o polis memurunun orada ölmediği daha sonra ortaya çıkan kamera kayıtlarında görülmektedir. Güvenlik kameralarının görüntülerinde; bir taksinin yanaştığı ve sivil giyimli polislerin araca yaklaştığı görülmektedir. Ardından polis Ahmet Çiftaslan sağ ön kapıyı daha açarken araç içinden gelen ateşle yığılıp kalmıştır. Bu olay sırasında Cengiz Erdur isimli bir polis memuru daha yığılıyor ki o da hastanede yaşamını yitirmiştir. Yani polisler bambaşka bir noktada ölürken, Tahir Elçi ara sokakta uzak mesafeden gelen bir kurşun sebebiyle yaşamını yitirmiştir. Nitekim Tahir Elçi’nin polis kurşunu ile ölmüş olduğu açıklık kazanmaktadır. Başbakan Ahmet Davutoğlu da olaydan bir gün sonra yaptığı açıklamada; Eğer teröristlerin polislerimize yönelik saldırıları olmasaydı muhtemelen bu acı olayların hiçbiri olmayacaktı demek suretiyle Elçi’nin polis kurşunu ile ölmüş olduğunu zımnen kabul etmiştir.”

Bu bağlamda Beştaş, şu soruları yöneltti:

Kontrol noktası olmadığı halde taksi neden durdurulmuştur?

Taksi neden zırhlı bir araçla yahut çelik yelekli ve güvenliklerini sağlamış polislerce değil de hiçbir güvenlik önlemi almayan polislerce durdurulmuştur?

Polisler taksiyi durdururken yeterli güvenlik önlemi neden alınmadı?

Polisler taksiyi durdururken neden kolluk görevlisi refleksi ile davranmayıp tanıdık bir şahsın arabasının kapısını açar gibi oldukça rahat hareketlerde bulunmuşlardır? Polislerin bu kayıtsızlığının altında yatan neden nedir?

Tahir Elçi basın açıklaması yaparken olay yerinde kaç polis görevliydi?

Polisler neden silah seslerinin gelmesi üzerine Tahir Elçi ve beraberindekileri korumak yerine bilinmeyen bir yöne doğru hedefsiz bir biçimde ateş etmeye başlamışlardır?

Tahir Elçi ve basın açıklamasına katılanlar silah sesleri duyulduğu andan itibaren neden güvenli bir alana geçirilmedi?

Polisler saldırganlara ateş ederken çevre güvenliğini dikkate almış mıdır?

Görüntülerde tabancayı namlusundan tutarak koşan kişi kimdir? Çatışma esnasında neden silahına davranmak yerine edilgen bir biçimde namlusundan tutarak kaçmaktadır?

Polislerin art arda ateş ettiği ancak vuramadığı kişi sonrasında neden takip edilemedi?

Kahverengi giyimli sivil polisin ateş açtıktan sonra kameraları kontrol edercesine davranışının nedeni nedir? Neden yanındaki diğer polis onu ‘dur sakin ol’ dercesine uyarma gereği hissetmiştir? Kahverengi giyimli sivil polis silahını daha sonra başka bir sivil polise devretmiş midir?

Tahir Elçi’nin hedef gösterildiği ve 28 Kasım günü saat 10.30’da basın açıklaması yapacağı bilindiği halde neden o noktada ve basın açıklaması saatinde bir çatışma çıkmıştır? Çıkan çatışmanın polisin ticari taksiyi o anda durdurması ile ilgisi nedir?

O sırada görevli polislerin elinde kaçar tane silah vardı? Bir poliste kaç silah bulunmaktadır? Polis memurlarında birden fazla silah bulunmasının nedeni nedir?

Olayda kullanılan tüm mermi ve kovanlar bulunmuş mudur? Toplam kaç tane mermi ve kovan bulunmuştur? Mermilerin hangi silahlardan çıktığı tespit edilmiş midir? Mermiler hangi silahlardan çıkmıştır?

Kaç tane silah balistik incelemeye gönderilmiştir?

Tahir Elçi’ye isabet eden mermi çekirdeği olay yerinde bulundu mu? Halihazırda Elçi’yi öldüren mermi çekirdeğinin akıbetine dair bir bilgi kamuoyu ile paylaşılmadığından hareketle olaydan geçen süre zarfında neden hala bu mermi çekirdeği bulunmamıştır? Bu konudaki çalışmalar ne aşamadadır?

Tahir Elçi’nin yaşamını yitirmesinin ardından olay yeri inceleme heyeti gelmiş ise de polisin çıkardığı çatışma nedeniyle inceleme yapılamamış olup polis neden o esnada çatışma çıkarmıştır? Olay yeri incelemenin delil tespiti açısından önemi nazara alındığı vakit polisin böylesi bir gayret içerisine girmesini nasıl değerlendiriyorsunuz? Yine bu bağlamda Bakanlık olarak olay yeri incelemenin yapılmasını sağlamak adına neden gerekli koşulları sağlamadınız?

Tahir Elçi’nin uzunca bir süredir hedef gösterildiğinden hareketle bu konuda emniyet birimlerine gelen duyumlar olmuş mudur? Elçi’nin açık bir biçimde hedef gösterildiğinden hareketle asgari güvenlik önlemleri dahi neden alınmamıştır? Olay yerindeki polisler neden Elçi’yi kurtarmak refleksi ile değil de hedef şaşırtma saiki ile davranmışlardır?

Tahir Elçi’nin eşi Türkan Elçi’nin ‘sıra sende’ şeklindeki sözlerle tehdit edilmesini ne şekilde yorumlamaktasınız? Konu ile ilgili herhangi bir önlem alınmış mıdır? Alınmamış ise neden alınmamıştır?

Tahir Elçi, olayda bulunan polislerin silahlarından çıkan merminin isabet etmesi ile ölmüş olabilir mi? Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun olaydan bir gün sonra yaptığı Elçi’yi öldüren merminin polise ait olduğuna işaret eden “Eğer teröristlerin polislerimize yönelik saldırıları olmasaydı muhtemelen bu acı olayların hiçbiri olmayacaktı” şeklindeki açıklamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

YOLDAN ÇIKAN ARAÇ DİREĞE ÇARPTI

Adana’da, otoyolda meydana gelen trafik kazasında, 1 kişi hayatını kaybetti.
Ceyhan istikametine giden Ümit Mansuroğlu (37) yönetimindeki 31 ASF 31 plakalı otomobil, direksiyon hakimiyetinin kaybolması sonucu refüje girdi. Kontrolden çıkan otomobil otoyol köprüsünün beton direğine çarparak durdu. Çarpmanın etkisiyle otomobilin arka kısmı hurdaya dönerken otomobilden fırlayan sürücü hayatını kaybetti.

Yoldan geçen vatandaşların haber vermesi üzerine polis ekipleri geldi. Polis kazayla ilgili çalışma başlatırken sürücünün cenazesi otopsi için adli tıp kurumu morguna kaldırıldı. Polis, sürücünün yakınlarına telefonla ulaşıp kaza geçirdiğini söyledi.

Çukurova Kalkınma Ajansı’nın İnşaatı Çöktü: 5 Yaralı

Çukurova Kalkınma Ajansı’nın Türkiye İstatistik Kurumu Adana Bölge Müdürlüğü ile ortak kullanacağı hizmet binasının inşaatı çöktü. Meydana gelen göçükte 5 işçi yaralandı.

Çukurova Kalkınma Ajansı’nın Türkiye İstatistik Kurumu Adana Bölge Müdürlüğü ile ortak kullanacağı hizmet binası inşaatında meydana gelen göçükte 5 işçi yaralandı.

YETERLİ ÖNLEM ALINMAYAN İSKELE ÇÖKTÜ

Merkez Seyhan İlçesi Döşeme Mahallesi’nde temeli Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz’ın katılımıyla 13 Ağustos’ta atılan hizmet binasının 2’nci katına beton dökülürken yeterli önlem alınmadığı anlaşılan iskele çöktü.

5 İŞÇİ YARALI OLARAK KURTARILDI

İşçiler göçük altında kalırken olay yerine çok sayıda ambulans ve kurtarma ekibi sevk edildi. Yapılan çalışma sonucu enkaz altında kalan 5 işçi yaralı olarak kurtarıldı. Farklı hastanelere götürülen işçiler tedaviye alındı. Olayla ilgili inceleme başlatıldı.

 

Emin Çakmak: Bu Bir Seçim Değil Kurtuluş Günü

TÜRSAB, Başkan Adayı Emin Çakmak, ” 6 Aralık sadece bir seçim günü değil, 6 Aralık acentalarımız için, ülke turizmi için bir kurtuluş günüdür” dedi.

Adana’da çok yoğun katılımla geçen toplantıda konuşan Emin Çakmak, ” Adana 6 Aralıkta birliğini geri almak için İstanbul’da olacak. Bakın Anadolu’dan geldik diye boşuna demiyoruz. Oy kullanacak 64 meslektaşımdan 60’ı burada. Toplantılarımıza tüm Anadolu’da gösterilen teveccüh, bu yoğun ilgi aslında çok önemli bir mesaj veriyor. Anadolu ve bu güne kadar yok sayılan acentalar yeter artık biz geliyoruz diyor” dedi.

PATRONLAR GİDECEK ACENTALAR GELECEK

6 Aralık TÜRSAB seçimlerinin sadece bir seçim değil aynı zamanda küçük ve orta boy acentaların kurtuluş günü olacağının altını çizen Çakmak,”6 Aralık çok önemli bir gün. Sadece bir seçim günü değil, aynı zamanda bir kurtuluş günü. Bu gün hepimiz geleceğimize karar vereceğiz. Bu güne kadar bizleri ezenlere, bizleri görmezden gelenlere, acentalarımızı seçimden seçime hatırlayanlara, kendi menfaatlerini ön planda tutup büyürken, acentalarımızı batma noktasına getirenlere tokat gibi bir yanıt vereceğiz. Bu bir seçim değil, bu aydınlık geleceğimiz için bir kurtuluş günü” dedi

HESAP SORMAYA GELİYORUZ

Anadolu ve ezilen acentaların bir araya gelmesiyle büyük bir güç birliğinin oluştuğunu ve bu sayede seçimleri açık ara önde bitirip, yönetime geleceklerinin de altını çizen Emin Çakmak, “Patronlar Kulübü 6 Aralıkta büyük bir hezimete uğrayacak. Bu durumun onlarda farkında. Bu nedenle baktılar ki normal yollarla seçimi kazanamayacaklar, eski ayak oyunlarını oynamaya başladılar. Her zaman olduğu gibi bel altı çalışarak seçimi kazanma hevesindeler. İtiraz etmemize rağmen 2000 kişilik salonda 4500 acentaya oy kullandırmak istiyorlar. Neden? Çünkü çiftliklerinden çıkmak işlerine gelmiyor. Orada istedikleri gibi at koşturacaklarını düşünüyorlar. Seçimde yetkili olacak kişileri yanlarında çalıştırıp, taraf yapıp, illegal yöntemlerle başa gelebileceklerini sanıyorlar. İbra ve divan seçimleri konusunda el altından işler çeviriyorlar. İnsanları tehdit edip yanlarına çekmeye çalışıyorlar. Ama tüm bu yaptıkları nafile. Bunların hiçbirinin gücü gerçekten bu işe baş koymuş acentalarımızın gücüne yetmez. Artık zaman gelmiştir. Artık zaman hesap verme zamanıdır ve yönetime geldiğimizde acentalarımız adına yapılan her şeyin hesabını onlara soracağız” dedi

AYAK OYUNLARINI BIRAKIN

TÜRSAB HEPİMİZİN ekibi olarak yola çıktıkları ilk günden beri hep kısır çekişmelerin içine çekilmeye çalışıldıklarını da belirten Çakmak, “Bu kısır çekişmelerden herkes bıktı. Biz kısır çekişmeler için değil acentalarımız için geliyoruz. Menfaat odaklarını, Patronlar Kulübünü, Birliğimizi Çiftlik gibi kullananları durdurmak için geliyoruz. Biz birileri gibi elitleri kollamak için değil tüm acentalarımızı koruyup kollamak, onların haklarını savunmak, onlara kazandırmak için geliyoruz. Birileri gibi boş laflarla değil, uzun süre çalışılmış, altyapısı oluşturulmuş projelerle geliyoruz. Bu nedenle diyoruz ki korkunun ecele faydası yok. Kirli oyunları bırakın, daha fazla kendinizi küçük düşürmeyin, TÜRSABIMIZI gerçek sahiplerine, acentalara bırakın” dedi

HEPSİ BİRBİRİNE ÇANAK TUTUYOR

TÜRSAB’ın kısır çekişmelerin ortasından çıkarılıp acenta merkezli bir yapıya kavuşturması gerektiğini söyleyen Çakmak,” Birliğimizin geldiği son noktaya bakar mısınız? Başkan usulsüz bina yapıyor, ikinci başkan usulsüzlükleri görüyor ama sesini çıkarmıyor. Başkan ve Yönetim, Birliği tamamen menfaatleri için kullanıyor, İkinci Başkan Yönetim de ama nasıl oluyorsa bu işleri görmüyor, bilmiyor, duymuyor. Ama her nasıl oluyorsa tüm belgeleri sumen altı edip, yeri geldiğinde seçim malzemesi olarak kullanıyor. Akçeli işler kumpanyası sahnede… Hepsi üç maymunu oynuyor. Gözüne baka baka acentaları kandırmaya çalışıyor. Bu arada tüm yönetimin işleri büyürken, TÜRSAB ve acentalar küçülüyor. Artık bu gidişe dur deyip acentalarımızı eski ekonomik gücüne kavuşturma ve bu işleri yapanlara hesap sorma vakti geldi” dedi.

PROJELERİMİZLE GELİYORUZ

TÜRSAB’ın kronikleşmiş sorunlarının acentaların belini büktüğünü vurgulayan Çakmak, ” 7 Aralıkta göreve gelince ilk iş olağanüstü genel kurul tarihi belirleyerek meslektaşlarımızla bir araya geleceğiz. Sorunlarımızı gerçek muhatapları acentalarımızla masaya yatıracağız. Belge devri konusunu ve yeni acenta açma konusunu hemen halledeceğiz. Acentaları 250 bin lira teminatlara mahkum eden yasa tasarılarını çöpe atıp, acentalarımızın elini güçlendiren, kazancını arttıran yeni bir yasa çıkaracağız. Haksız rekabeti ortadan kaldıracağız. Hac ve Umre konusunda tek güç olacağız. Havayolları ile masaya oturup bilet konusundaki istikrarsız tavırlara son verdireceğiz. Dünyanın en büyük seyahat sitesini kurup acentalarımıza yeni kaynaklar yaratacağız. TÜRSAB şirketlerini tek çatı altında toplayıp tüm üyelerimizi bu şirkete ortak edeceğiz. Belgelere kota getirip çok daha değerli olmalarını sağlayacağız. Kısacası lafla değil, ayağı yere basan, çalışılmış projelerle acentalarımızı ayağa kaldıracağız ” dedi.

Adana’da Bombalı Araç Alarmı

Adana’da polisin ‘dur’ ihtarı rağmen kaçan sürücünün kullandığı hafif ticari araç, terk edilmiş olarak bulundu.

Adana’da polisin ‘dur’ ihtarı rağmen kaçan sürücünün kullandığı hafif ticari araç, terk edilmiş olarak bulundu. Bomba aranan araçta suç unsuru olmadığı saptandı.

Denizli Şehit Özer Özkaya Polis Merkezi’nin önüne terk edilen bombalı araç nedeniyle teyakkuz halinde olan Adana polisi, merkez Seyhan İlçesi Yeşilevler Mahallesi’nde şüpheli bir aracı durdurmak istedi. ‘Dur’ ihtarı yapılan 34 LB 1425 plakalı hafif ticari aracın sürücüsü hızlanıp kaçmaya başladı. Alarma geçen polis, bir süre sonra aracı Mehmet Akif Ersoy Caddesi’nde terk edilmiş olarak buldu. Bomba şüphesi üzerine olay yerine bomba uzmanı polisler çağrıldı. Yapılan incelemede kiralık olduğu belirlenen araçta herhangi bir suç unsuruna rastlanmadı.

Aracı kiralayan kişi veya kişilerin yakalanması için çalışma başlatıldı. – Adana

İş Yerinde Değer Verilenin, Verimliliği Artıyor

Çukurova Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Azmi Yalçın, iş yerindeki tatmin için ücret faktörünün tek başına yeterli olmadığını söyledi.

Çukurova Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Azmi Yalçın, iş yerindeki tatmin için ücret faktörünün tek başına yeterli olmadığını söyledi. Yalçın, “Para önemlidir ancak tek başına iş tatmini için yeterli değildir” dedi.

Prof. Dr. Azmi Yalçın, Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi Başkanlığı’nın, sanayicilere eğitim desteğine yönelik faaliyetleri kapsamındaki, “İş Hayatında Tutumlar ve İş Tatmini” konulu seminerde konuştu. Prof. Dr. Yalçın, yapılan araştırmaların, paranın, iş yerinde tatmini tek başına sağlamadığını ortaya koyduğunu söyledi.

Araştırma sonuçlarından örnekler veren Prof. Dr. Yalçın, “İş yaşamında paranın yeri konusunda, ABD’de yapılan bir araştırma, yıllık 40 bin dolardan fazla geliri olanlarda ücret/iş tatmini ilişkisinin neredeyse kaybolduğu sonucunu göstermiştir. Para mutluluk getirebilir ama iş tatmini için tek başına yeterli bir neden değildir” diye konuştu.

“BAĞLILIK PERFORMANS ARTIRIR”

Prof. Dr. Azmi Yalçın, yüksek düzeyde işe sarılma ve psikolojik güçlendirmenin, iş performansıyla pozitif ilişkili olduğunu da vurguladı. Yalçın, “Performansla, örgütsel bağlılık (firmaya/kuruma bağlılık) arasında ilişki bulunur. Bu özellik, yeni çalışanlarda ise daha belirgin görülür. Yapılan çalışmalarda bir önemli sonuç da, örgüte/firmaya bağlılığın yerine giderek mesleki bağlılığın daha ön plana çıktığının görülmesidir” ifadelerini kullandı.

İş tatmini yüksek çalışanların daha üretken olduklarını söyleyen Prof. Dr. Yalçın, “Daha üretken çalışanların da iş tatminleri daha yüksektir. Bu ikisi arasındaki ilişki pek çok araştırmayla test edilmiştir. İş tatmininin yüksekliği algılanan adalet ile birlikte, örgütsel vatandaşlık davranışını da olumlu yönde tetikler. Tatmin olmuş çalışanların kuruluşları hakkında olumlu konuşmaları, başkalarına yardım etmeleri ve işlerinde normal beklentilerin ötesine geçmeleri daha muhtemeldir” dedi.

“BANA DEĞER VERİYOR” ALGISI

Prof. Dr. Azmi Yalçın, iş yerinde yöneticilerinin takdir ve beğenisini kazandığını hissetmenin de çalışma verimini doğrudan etkilediğini kaydetti. Yalçın, iş tutumları arasında yer alan “Örgütsel destek algısının”, çalışanların “örgütlerinin onlara değer verdiğine inandıklarında ve amirlerinin onları desteklediklerini hissettiklerinde” yükseldiğini, bunun da performans artışıyla sonuçlandığına dikkati çekti.

Çukurova Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Azmi Yalçın, katılımcıların ilgiyle takip ettikleri seminerde yöneticilere de “Yöneticiler iş tatminini artırmak ve olumlu iş tutumları oluşturmak için çabalamalıdır. İşin içsel tarafına eğilmeli ve daha ilgi çekici mücadeleye açık hale gelmesini sağlamalıdırlar” tavsiyelerinde bulundu. – ADANA

Bombalı Saldırıdan Kurtulan Vatandaşlar Dehşet Anlarını Anlattı

Adana’da PKK’lıların Denizli Polis Merkezi’ne önce uzun namlulu silahlarla saldırıp, sonra bomba yüklü otomobil bırakıp kaçtıktan sonra, polis tarafından aracın kontrollü şekilde patlatılmasıyla son anda kurtulan bölgedeki vatandaşlar, dehşet anlarını anlattı.

Adana’da PKK’lıların Denizli Polis Merkezi’ne önce uzun namlulu silahlarla saldırıp, sonra bomba yüklü otomobil bırakıp kaçtıktan sonra, polis tarafından aracın kontrollü şekilde patlatılmasıyla son anda kurtulan bölgedeki vatandaşlar, dehşet anlarını anlattı.

Edinilen bilgiye göre, olay Seyhan ilçesine bağlı Denizli Mahallesi’nde meydana geldi. Sabah 05.30 sıralarında bir otomobil, Denizli Polis Merkezi önüne geldi. Nöbet tutan polis şahısları fark edip “dur” ihtarında bulundu, ancak durmayınca polis ateş açtı. Otomobilden inen bir kişi uzun namlulu silahla polise karşılık verdi. Bir süre devam eden çatışmanın ardından iki zanlı ara sokaklara kaçıp izlerini kaybettirdi. Polis hemen otomobilde bomba olabileceği ihtimali üzerine olay yerine bomba imha uzmanlarını çağırdı. Bu sırada diğer polisler de polis merkezinin çevresindeki evleri bomba yüklü otomobil olduğunu, kontrollü şekilde patlatacaklarını, bu nedenle güvenli yerlere geçmelerini söyledi. Bomba imha ekipleri gerekli incelemeyi yaptıktan sonra kontrollü bir şekilde otomobil patlatıldı. Patlamanın ardından polis merkezinin etrafında yaklaşık 1.5 kilometrelik alan adeta savaş alanına döndü. Çevredeki bütün ev ve iş yerlerinin camları kırıldı. Patlama sonucunda arka sokaktaki evlerin bile camları kırıldı. Patlamada en çok zararı ise polis merkezinin hemen karşısındaki Melike Saltan’ın oturduğu ev gördü. Patlamanın etkisiyle evin damının istinat duvarı çöküp, camları ve kapıları kırıldı.

“BUNU YAPAN BENİM KARDEŞİM OLAMAZ”

Patlama olduğunda evde anne-babası ve 4 kardeşinin olduğunu söyleyen Nisa Betül Saltan, önce silah seslerinin geldiğini, sonra eve polis geldiğini söyleyerek, “Polis bize bomba yüklü otomobil olduğunu, kontrollü şekilde patlatacaklarını, güvenli bir yere geçmemiz gerektiğini söyledi. Biz de polis merkezinden taraftaki odaları boşaltıp arka tarafa geldik. Ancak patlamanın etkisiyle arka taraftaki odanın kapıları bile yerinden fırladı. Hepimiz ölümden döndük. Bu nasıl bir canilik. Bunu yapanlar benim kardeşim olamaz. Karakolun karşısında bile güvende değiliz. İnşallah bunu yapanlar daha beter olur” dedi.

Anne Melike Saltan ise hala olayın şokunda olduğunu anlatarak, “Önce çatışma çıktı sonra bomba patladı. Çok büyük bir sesle patladı. Biz arka tarafa geçmiştik ama bomba patlayınca oraların da kapısı fırladı. Oğlum kolundan yaralandı” diye konuştu.

Polis ise kaçan 2 zanlıyı bulmak için geniş çaplı operasyon başlattı. Mahalleye özel harekat, terör ve çevik kuvvet polisleri sevk edildi. Helikopter ise havadan operasyonlara destek veriyor. – ADANA

Cep Telefonu Hırsızlığı Güvenlik Kamerasında

Adana’da girdiği iş yerlerinden cep telefonu çalan hırsız önce güvenlik kamerasına ardından polise yakalandı.

Edinilen bilgiye göre, Seyhan ilçesi Sümer Mahallesi İbo Osman Caddesi üzerinde bulunan bir iş yerinden masa üzerinde bulunan cep telefonu çalındı. İş yeri sahibi Sercan Boz, telefonunun çalındığını öğrenince polise haber verdi. Olay yerine gelen polis güvenlik kamerasından şahsın kimliğini belirleyip bulmaya çalıştı. Bu arada Toros Mahallesi’nde bir iş yerinde yine cep telefonu hırsızlığı meydana geldi. Güvenlik kamerası görüntülerine göre, gözlüklü, elinde dosya olan ve kendine entel bir görünüm veren şahıs, içeri girip iş yeri sahibi Abdurrahman Çınar’a bir kaç malzeme gösterip fiyatını sordu. Şahıs, daha sonra iş yerinde ürünlere bakıyor gibi yaptı. Çınar, diğer müşterilerle ilgilenirken hırsız, masa üzerinde duran cep telefonunu almak istedi ancak ilk denemede başarısız oldu. Bir süre gezinip tekrar cep telefonunun olduğu yere gelen şahsın, ikinci denemede de başarısız olduğu görüldü. Şüpheli, bir süre sonra iş yeri sahibine bir şeyler sorup, yine telefonun olduğu yere geldi. Bu kez masa üzerindeki cep telefonunu almayı başaran şahıs, telefonu elindeki dosyanın altına koydu. Zanlı, daha sonra kapıya doğru gidip iş yeri sahibi ile sohbet ettikten sonra olay yerinden ayrıldı.

İşletme sahibi Abdurrahman Çınar şarja taktığı cep telefonunun çalındığını fark edince polisi aradı. Polis hemen olay yerine gelip inceleme başlattı. Yapılan incelemede Sümer Mahallesi’ndeki iş yeri hırsızı ile bu hırsızın aynı olduğu belirlenerek kimlik tespiti için çalışma başlatıldı. Yapılan çalışmada şahsın Bekir Sıddık K. (47) olduğu belirlendi. Şahsın adresini de belirleyen polis eve yaptığı baskında Bekir Sıddık K.’yı gözaltına aldı. Emniyete getirilerek sorgulanan zanlı cep telefonunu çaldığını kabul etti. Zanlı sorgusunun ardından adliyeye sevk edildi. – ADANA